Ana Sayfa İletişim
Faydalı Linkler
















Av.Mustafa ÖZKURT

28.08.2019  

Bilgi Toplumu ve Beyin Göçü                      

İktisadi gelişme tarihçileri geçmişten günümüze toplumların üretimin alanında itici güçlerinin gösterdikleri farklılıklardan hareketle bunları sınıflandırıp devrelere ayırmışlardır. Bu devreler sosyal ve ekonomik hayat değişkenlikleri dikkate alınarak belirlenmiştir.

İnsanlık, toplayıcı toplumdan yerleşik hayata geçtiğinde “tarım toplumu” olarak karşımıza çıkmaktadır. Makinelerin kullanımıyla, fabrikalaşma süreci başlamış ve “Sanayi Toplumu” toplumu dediğimiz toplum tipi ortaya çıkmıştır.

Her toplum tipi kendine özgü yaşam, alışkanlık ve düşünme tarzını da beraberinde geliştirmiştir.

Sanayi Toplumu sanayileşmenin getirdiği üretim tarzı da yerini gelişen sanayi ve teknoloji sonucunda bilginin işlenip, depolanmasında, bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin ilerlemesi sonucu yeni bir toplum yapısı olan Bilgi Toplumuna dönüşmüştür.  Bu gün temel üretim ve güç faktörü olarak karşımıza bilgi çıkmıştır.

Başlangıçta toplayıcı ve tarım toplumunda temel öğe insan gücü iken, sanayi toplumunda insan gücü yanına makineyi almıştır. Bilgi toplumuna geçişte ise, insan ve makine gücü yerini düşünce ve akıl gücüne bırakmıştır.

Türkiye bilgiye ulaşımda haberleşme ve bilgisayarın yaygın kullanımının önemini fazla gecikmeden kavramıştır. Bu yönde Yüksek Planlama Kurulu 28 Temmuz 2006 tarihli 26242 Sayılı Resmi Gazetede dört yıllık faaliyet çerçevesini  “Bilgi Toplumu Stratejisi (2006-2010)” belgesiyle belirlemiştir.

Bununla, dünyada üretilen bilgiye daha hızlı erişebilmek, bilgi ağları ve veri tabanları oluşturularak bu arada eğitimin sürekli hale getirilerek bireyselleştirmeye çalışmak amaçlanmıştır.

Bilgi Toplumu Stratejisiyle bunun Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat olduğu belirtilmiştir.

Sermaye ve işgücünün yanı sıra giderek üretimin en önemli faktörü haline dönüşen bilgiyi etkin kullanmanın ve verimlilik seviyesini artırmanın en önemli sağlayıcılarından biri bilgi ve iletişim teknolojileridir. Bilgi ve iletişim teknolojileri; bilgiyi üretme, işleme ve saklama,      paylaşma ve kolay erişim, karar alma süreçlerinde etkin kullanım, yeni organizasyonel yapılar           ve iş süreçlerinin oluşumu ve yeni pazarlara erişim imkanları sunarak verimlilik artışı           sağlanmasında kritik rol oynamaktadır.”

İfadeleriyle geniş bir alanı kapsadığı vurgulanmıştır.

‘Bilgi Toplumu Stratejisi’ dayanan ‘Eylem Planı’ ile bilgi toplumuna dönüşüm süreci nasıl olacağı belirlenmiştir.

Sürece göre“ giderek güçlenen ekonomisi, genç ve dinamik nüfus yapısı, küreselleşen dünya ekonomisinin avantajlarını giderek daha iyi kullanan deneyim sahibi girişimcileri ile Türkiye açısından büyük fırsatlar sunmaktadır. Bu fırsatların etkin şekilde kullanılmasına yönelik    stratejik alanları tanımlayan Bilgi Toplumu Stratejisi, 2010 yılına kadar küresel rekabet gücüne       sahip bilgiye dayalı ekonomik ve sosyal gelişimin sürdürülebilir kılınması ve toplumsal refahın artırılması için         bütüncül bir dönüşümü… “ kapsadığı vurgulanmıştır.

Ancak 2019 yılına gelindiğinde bunun bir temennide kaldığı, insan faktörünün yeteri kadar dikkate alınmadığı görülmektedir.

Bilgi toplumu ile Sanayi toplumu arasındaki farkları, C.Can AKTAN ve Mehtap TUNÇ şöyle sıralamaktadır.: (1*)

1-Sanayi toplumunda kol gücünün yerini, bilgi toplumunda beyin gücü almaktadır.

2- Sanayi toplumunda fiziksel ve düşünsel anlamda insan sermayesinin üretime katılımı söz konusu iken, bilgi toplumunda düşünsel anlamda, yükseköğrenim görmüş nitelikli insanın üretime katılımı söz konusudur.

3- Sanayi toplumunda sanayi mallarının ve hizmetlerin üretimi yapılmaktadır. Bilgi toplumunda ise bilgi ve teknolojinin üretimi gerçekleşmekte ve bilgi sektörünün ürünü olarak bilgisayar, iletişim ve elektronik araçlar, elektronik haberleşme, robotlar, yeni gelişmiş malzeme teknolojileri gündeme gelmektedir.

4- Sanayi toplumundaki fabrikaların yerini bilgi toplumunda bilgi kullanımını içeren bilgi ağları ve veri bankaları (iletişim ağ sistemi) almaktadır. Bilgi, dünyanın her tarafında üretilmekte ve iletişim teknolojisi aracılığıyla anında her tarafa yayılmaktadır.

5- Bilgi toplumu işgücünden tasarruf sağlamakta, bu ise kısa dönemde işsizlik, uzun dönemde ise yeni teknolojilerin global etkilerini ortaya çıkarmaktadır.

6- Sanayi toplumunda genel eğitim, bilgi toplumunda ise sürekli bireysel eğitimin yer almaktadır.

7- Sanayi toplumunda; birincil, ikincil ve üçüncül endüstriler tarım, sanayi ve hizmetler, bilgi toplumunda birincil, ikincil ve üçüncül sektörlerin yanı sıra dördüncül sektör olan bilgi sektörü ortaya çıkmaktadır.

8-  Sanayi toplumundaki özel ve kamu iktisadi kuruluşlardan farklı olarak bilgi toplumunda gönüllü kuruluşlar önem kazanır.

9- Sanayi toplumunda başlıca üretim faktörleri emek, tabiat, sermaye, girişimci iken, bilgi toplumunda üretim sürecinde bu üretim faktörlerinin yanı sıra beşinci üretim faktörü teknik bilgi ön plana çıkmaktadır.

10-  Sanayi toplumunda üretilen mal ve hizmetlerin kıtlığı söz konusu iken, bilgi toplumunda bilgi kıt değildir. Bilgi, sürekli artmakta ve artan verimler özelliği içermektedir.

11-  Sanayi toplumunda üretilen mal ve hizmetlerin bir yerden bir yere taşınmasında uzaklık ve maliyet önemli iken, bilgi toplumunda bilgi otoyolları ile tüketici ile bilgi arasındaki uzaklık önemini kaybetmekte ve maliyetler en aza inmektedir.

12-  Sanayi toplumunda tüketici taleplerinin karşılanmasında mal ve hizmetlerin mobilitesi oldukça düşük, bilgi toplumunda ise bilginin mobilitesi kolaydır. Bu durum, bilginin sınırsız bir tüketici tarafından tüketilmesine ve yenilikleri teşvik etmesine yol açmaktadır.

13-  Sanayi toplumunda temel bilgiyi, fizik, kimya bilimleri, bilgi toplumunda ise; kuantum elektroniği, moleküler biyoloji ve çevresel bilimler gibi yeni araştırma alanlar oluşturmaktadır.

14-  Sanayi toplumunda politik sistem temsili demokrasi iken, bilgi toplumunda katılımcı demokrasi anlayışının daha belirgin bir önem kazanacağı düşünülmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde adına “Tele-Demokrasi” denilen bir değişimin ileriki yıllarda yaşanacağı tahmin edilmektedir.

Bu tespitler ışığında bireysel bilgi ve beceri birikiminin öznesi, iyi eğitim almış ve kendisini sürekli eğiterek yetişen insan teşkil etmektedir. Bu insan tipi kol gücü yerine beyin gücünü kullanan insandır.

2006 yılında bilgi toplumu serüvenini başlatan Türkiye o günden bu yana artarak devam eden bir beyin göçüne sahne olmaktadır. 1960 yıllarında doktorlarla başlayan beyin göçü, geçen zaman içinde beyin avcısı ülkelerin dikkatini çekmiş ve bu göç halen hızla artarak devam etmektedir.    Bu ülkelerin başında ABD, Kanada, Avustralya, İngiltere, Fransa, Almanya gelmektedir. Beyin göçü hamasi söylemlerle ve duygulara hitapla durdurulamaz

Beyin göçünün başlıca sebeplerini şöyle sıralayabiliriz; Hak ettiği ücreti almaması, yaşam standardının düşük olması, iyi eğitim görmüş gençlerin iş bulamaması, alanında çalıp başarı elde edecek bir imkânın olmaması,Ar-Ge çalışmalarının yok denecek kadar olması ve her şeyden önemlisi adam kayırmacılık ve siyasi yapılanmalar.

Bu ve bazı sebeplerle Türkiye beyin göçüne adeta davetiye çıkarıyor. Sürekli beyin göçü veren bir ülkenin çağı yakalaması hayalden öte gidemez. Bir diğer konu da Suriye’deki savaş nedeniyle eğitimli yetişmiş Suriyeli beyinlerin tamamı ABD ve Avrupa ülkelerine koşulsuz kabul edildiler. Bunlardan hiç biri Türkiye’de kalmadı.                        Suriye’nin en büyük zararı yakılıp, yıkılması değil, verdiği beyin göçüdür.Evet orada ağır savaş şartları var. Türkiye beyin göçünü durdurmada daha fazla geç kalmamalıdır.

 

 

  • Can AKTAN ve Mehtap TUNÇ “Bilgi Toplumu ve Türkiye”, Yeni Türkiye Dergisi, Ocak-Şubat 1998. s.118-134.

 

 

  

     

*Yazarımıza görüş ve önerilerinizi avozkurt@ttmail.com e-posta adresi aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Bookmark and Share Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder Yazdır  

 

 
B&G Copyright © 2019 Tüm hakları saklıdır ve tüm içeriğine ait lisans ve telif hakları T.C yasalarınca korunmaktadır. İzinsiz kopylanması veya yayınlanması yasaktır.Web sitemizde yer alan her türlü yazı, makale şiir vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Sakarya Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.