Ana Sayfa İletişim
Faydalı Linkler
















Av.Mustafa ÖZKURT

18.09.2020  

Hukuk ve Toplum                      

Kanunlar toplumu hizaya sokarken, hukuk ise onları şekillendirir. MÖ.

Internet denen ve hızla hayatımıza giren iletişim aracı aynı zamanda insanların kendini ifade eden bir araç haline gelmiştir.

Sosyal medya, sanal âlem gibi kavramlarda dilimizde yer etmeye başlamıştır.

Ancak Internet’in yaygınlaşmasıyla toplumlarda yeni olumlu ve olumsuz olgularında ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Bu olumsuzlukların başında bilginin asli kaynağı olması gereken kitap okuma alışkanlığından hızla uzaklaşır olmamızdır. Kitap ve dergi okuma alışkanlığından uzaklaşılmasıyla, sosyal medyada bir sayfadan uzun makale veya görüşler okunmaz hale gelmiştir. Bunun yerini daha kısa ve öz ‘sloganlaşmış cümleler’ basmakalıp deyimler almıştır. Bu nedenle belli bir kitle dışında, genel okuyucuya hitap eden edebi kaygılardan uzak, yazılarımda kavramları izaha zaman, zaman yer vermek durumunda kalmaktayız. Demokrasi, insan hakları, hak, hukuk gibi terimlerin yazıda ne anlamda kullanıldığını açıklama ihtiyacı hâsıl olmaktadır.

Diğer önemli gördüğüm bir hususta Türkçeye yabancı dillerden konuşma dilimize yerleşmiş eski veya yeni kelimeleri mümkün olduğunca kullanmaktan çekinmemekteyim. İnsanın kavrama ve kendini ifade etme kapasitesi kelime haznesi ile doğru orantılıdır. Kısır bir kelime haznesine sahip bir kimsenin önüne gelen konularda sağlıklı karar alması mümkün değildir. Çünkü insan kavramlarla düşünür.

Genç kuşakların kendilerini iyi bir şekilde yetiştirebilmeleri için mutlaka kelime dağarcıklarını zenginleştirmeleri gerekir. Kelime dağarcığını arttırmak yalnız edebiyatçı veya edebiyat meraklıları için değil aynı zamanda fen adamları içinde gereklidir.

Bu girişten sonra asıl konumuz olan hukuk ve topluma dönebiliriz.

Günlük hayatta hukuk ve kanun birbirlerine karıştırılsa da aslında kanun hukuk denen açılır şemsiyenin bir teli gibidir. Kanun toplumu hizaya getirirken, hukuk ise onun görürlüğüne şekil verir.

Hukuk toplumların yaşam tarzını, uyacakları yazılı ve yazılı olmayan kaideleri bünyesinde taşır.

Aynı zamanda Hukuk içinde bulunduğu çağa göre bir toplumun medeniyet seviyesini gösteren kanun, yönetmelik ve uygulamalar toplamıdır. Kısaca maslahat olarak adlandırılan prensiplerden oluşur.

Kanunlar ise belli bir konuda toplumun davranışlarını kontrol altına alma görevini bünyesinde saklar.

En uç örnekleme gerekirse bireyin uyuşturucu madde kullanılmasının devlete doğrudan doğruya bir zararı yoktur. Ancak devletin ekonomik hayatı ve vatandaşlarının sağlığını koruması da görevleri arasında olduğundan bunu yasaklamaktadır. Aynı şekilde adam öldürmenin de suç sayılması toplumsal düzeni sağlamak içindir.

Anayasalar her ne kadar içinde yasa kelimesi geçse de bir ülkenin hukuk sistemini oluşturan belgelerdir.

Kanunların, hukuk sistemini oluşturan yani anayasaya uygun olması gerekir. Kanunlar Anayasa Mahkemesi tarafından bu uygunluk yönünden denetlenebilirdir. Bunun tek istisnası uluslararası antlaşmalardır. Uluslararası antlaşmalar usulüne uygun olarak kabul edilmesi halinde denetime tabi değildir. Uluslararası antlaşmalar içeriği hariç, sadece usulüne uygun kabul edilip edilmediği denetlenebilir.

Kısaca uluslararası antlaşmaların anayasaya uygun olup olmaması denetime tabi değildir. Bu nedenle uluslararası antlaşmaların hukukumuzda ayrı bir yeri vardır.

Uluslararası antlaşmalar hukukun öncelikli bir parçası olması nedeniyle ülke hukukunu da bir noktada düzenlemektedir. Kısaca topluma şekil vermektedir.
Her vazedilen kanunun hukuki olduğunu söylemekte mümkün değildir. Genel anlamda hukuk beşeri vicdanı tatmin eden kaidelerden olmalıdır.

Sözleşmeler yapılırken maslahatı da dikkate almak gerekir. Burada toplumun genel ahlakı, dini temayülleri, sosyal barış gibi ilkeler göz ardı edilmemelidir.    Uluslar arası antlaşmalar kulağa hoş gelen ancak farklı amaç içlerinde barındıran kelimelerden uzak olmalıdır. Tıpkı  “Kadına Yönelik Şiddet Ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” nde ifade bulan 6.madde gibi.

“Kadına Yönelik Şiddet Ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” (kısaca İstanbul Sözleşmesi) başlık olarak kulağa hoş gelmesine karşılık maslahata uygun olmayan ve tartışma konusu yapılan 6. Maddede olduğu gibi.

Bu madde başlığı ile birlikte aşağıdaki gibidir.

Madde 6 – Toplumsal cinsiyet konusunda hassasiyet gerektiren politikalar                                                                         

Taraflar bu Sözleşmenin uygulanmasına ve sözleşme hükümlerinin etkilerinin değerlendirilmesine bir toplumsal cinsiyet bakış açısı katacak ve kadınlarla erkekler arasında eşitliğe ve kadınların güçlendirilmesine ilişkin politikalarını yaygınlaştıracak ve etkili bir biçimde uygulayacaklardır. ]

Burada tartışma yaratan “toplumsal cinsiyet” lafzıdır.

Kadına karşı şiddetin önlenmesine aklı başında hiç kimse karşı çıkamaz. Ancak Kadına karşı şiddetin önlenmesine çalışıyoruz diye toplumun genel ahlak anlayışına aykırı bir hususta içeriyorsa bütünden ayrı olarak bu hususa karşı olmak yerindedir.

Üçüncü cinste denilen hemcinslerin evliliğine gidecek bir yolu açacak ve dolayısıyla bununla toplumu biçimlendirecek sözleşmeyi kabul, insan hakları veya daha başka söylemlerle telafisi mümkün değildir.

İstanbul sözleşmesi hazırlanırken bu çalıştaya katılanların buna dikkat etmemesi yadırganacak bir husustur.

Zehir teneke kupada değil altın kupada ikram edilir.  Burada da böyle olmuştur.             Vesselam.

 

  

     

*Yazarımıza görüş ve önerilerinizi avozkurt@ttmail.com e-posta adresi aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Bookmark and Share Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder Yazdır  

 

 
B&G Copyright © 2020 Tüm hakları saklıdır ve tüm içeriğine ait lisans ve telif hakları T.C yasalarınca korunmaktadır. İzinsiz kopylanması veya yayınlanması yasaktır.Web sitemizde yer alan her türlü yazı, makale şiir vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Sakarya Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.