Ana Sayfa İletişim
Faydalı Linkler
















Dr.Öğr.Üyesi Mustafa Kemal CERRAHOĞLU(Bilim Uzmanı)

30.05.2019  

İSTANBUL FETHİNİN 566. YILDÖNÜMÜNÜN ÖNEMİ VE FATİH

İstanbul’un Fethi, Türk tarihinin dönüm noktasını teşkil eden üç önemli tarihi olaydan birisidir. Birncisi 1071 Malazgirt Meydan Savaşı ve bu savaşın sonuçlarıdır; İkincisi 1453 tarihinde İstanbul’un Fethi ve bu Fethin sonuçlarıdır; üçüncüsü ise 19 mayıs 1919’da başlatılan Kurtuluş Savaşı ve bu savaşın  sonuçlarıdır. Üç tarihi olay farklı dönemlerde meydana gelmiş olmasına rağmen sonuçları itibarıyla Türk Milletinin yaşadığı coğrafyayı, Küçük Asya da denilen Anadolu ve Trakya’yı ebedi vatan yapmıştır.
Fatih Sultan Mehmet (Edirne, 1432- 3 Mayıs, 1481) Osmanlı imparatorluğunda danışma kurullarının işmesine büyhük önem vermiştir. İstanbul’un fethinden önce topladığı “Meşveret Meclisi” (Danışma Kurulu) Fetihle ilgili olumlu ve olumsuz her türlü durumlar açıklıkla tartışılmıştır. Taarruza başlanıldığında dahi Mayıs ayının sonuna doğru başta Çandarlı Halil Paşa olmak üzere savaştan vaz geçilmesini isteyenler olmuştur. Fakat Fatih kararlıydı: “Ya İstanbul beni, ya da ben İstanbul’u alırım” diyordu. Onun bu kararlılığı tıpkı Atatürk’ün Samsun’a ayak basar basmaz “Ya İstiklal ya ölüm” parolası gibiydi.  
Fatih’i İstanbul fethine zorlayan birden fazla iç, dış ve stratejik sebeyler vardır. Öncelikle stratejik olandan başlayalım: Stratejik olarak o dönemde İstanbul’un fethi kaçınılmazdı; çünkü, Anadolu coğrafyasıyla bağlantılar sıkıntılıydı.  Başkent Edirne ile Anadolu coğrafyası arasında kopuklular vardı. Bu durum Osmanlı hakimiyetinde ciddi zaafiyet meydana getiriyordu. Onun için stratejik bakımından istanbulun fethi kaçınılmazdı. Nitekim Sultan Fatih’ten önce de bu teşebbüsler yapılmıştır. Mesela  Yıldırım Beyazıt (Edirne, 1360-1403) da bu yönde çaba sarf etmiş, Anadolu Hisarını bu amaçla inşa etmişti.
Bununla birlikte İstanbul fethini zorunlu kılan iki önemli dini sebep var: Bunlardan birisi doğrudan doğruya Ayet’te geçen “güzel şehir”le İstanbulun belirtildiği yorumlarıdır. Diğeri ise Hadisi Şerif ile İstabul’un mutlaka Feth edilmesi gereğinin belirtilmesidir. Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefküresi’nde Kuran-ı Kerim’de “güzel şehir, güzel belde” ile istanbul’un işaret edildiğini yazar. “…ne güzel bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rab!”(Kuran, 34/15). İstanbul fethini zorunlu kılan ve sıkça tekrar edilen Hadis ise: “İstanbul elbette feth olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onu fetheden asker ne güzel askerdir.”
İstanbul Fetih olayının sebep olduğu en önemli tarihi hadise, ortaçağın kapanması yeni çağın başlanmasıdır. Yeni çağla birlikte Avrupada büyük şatoların arakasına sığınarak korunan derebeylerin saltanatları tarihe karışmıştır. Çünkü İstanbul’un fethi, yirmi metre genişlik, yirmi metre derinliği bulunan hendeklerin yanında kalın surlarla çevrilmiş, o günün savunma anlayışına göre çok muhteşem tahkim edilmiş olmasına rağmen Fahih’in dehasıyla döktürülen “havan topları” ile gerçekleştirilmiştir. Artık savunma sistami ve savaş tekniği değişmişti. Bilim ve felsefede yeni atılımlar zorunluydu. Nitekim öyle de oldu.
Fatih’le birlikte Osmanlı İmparatorluğu devlet otoritesini tam anlamıyla sağlayabilmişti. Osmanlının zirve yaptığı bir döneme girilmişti.  21 yaşında Roma İmparatorluğunu tarihten silmekle amacı, “TÜRK CİHAN HAKİMİYETİNİ” hayata geçirmekti. Çünkü “cihan hakimiyeti” fikrine sahipti. Çok okuyan, düşünen, bilgi sahibi, bilimi seven ve akılcıydı. Bilim adamlarına danışan, kararlı, mücadeleci bir devlet adamıydı.
RUHU ŞAD MEKANI CENNET OLSUN! TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN!

 

  

*Yazarımıza görüş ve önerilerinizi mkcerrah@sakarya.edu.tr eposta adresi aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Bookmark and Share Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder Yazdır  
     

 
  Tüm hakları saklıdır ve tüm içeriğine ait lisans ve telif hakları T.C yasalarınca korunmaktadır. İzinsiz kopylanması veya yayınlanması yasaktır.