Ana Sayfa İletişim
Faydalı Linkler
















Av.Mustafa ÖZKURT

14.02.2020  

KAHRAMANLAR VE HAİNLER                      

Vatanperverlerin unutmaması gereken en önemli husus Türk’ün kızı, kadını ve erkeğinin yaman olduğudur. Fakat bunun yanında Türk kimliğini taşıyan haini de çok yamandır. Düşmanla mücadele kolaydır. Ona göre tedbir alınır. Asıl zor olanı ve en tehlikelileri, senden gözükürken, sana hain olanlardır.                                                                                                   

Çoğu masal şeklinde yazılan tarih kitaplarında hep kahramanlar ön plana çıkarılır. Bunları okuduğumuzda tarihi yazanların kahramanlar olduğu izlenimi ediniriz. Oysa gerçekte iz bırakan kahramanlar kadar hinlerde tarihe yön vermişlerdir.                                                                            

Belki hainler olmasaydı aklını kullananlar için ders alınacak bir tarihte olmayacaktı.Tarihi doğru kavrayabilmemiz için gerçek tarihçilere büyük iş düşmektedir. Tarihçiler olayları aktarırken, kahramanlar kadar hainleri de yazmalıdırlar ki, gelecekte insanlar yanlışa düşmesin. Tarih yalnız devlet ve milletlerin tarihinden ibaret değildir. Özelde ailelerin ve boylarında tarihleri vardır.                                                                                                                                        

Bu vesileyle genç kardeşlerimle konuşurken benden yaşam hakkında tavsiyeler istediklerinde; onlara “Bir resim çektiriniz ve evinizin en göze çarpan yerine bir çerçeve içine asın. Her sabah kalktığınızda resminize bakın. Bu gün ne yapmalıyım ki yarın çocuklarım ve torunlarım resmime baktıklarında benimle iftihar etsinler. Demelisiniz”  diye ilk önce bunu tavsiye ederim.                            

Çocukları ve torunları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Rahmetli Rauf DENKTAŞ’ın resmine baktıklarında onunla iftihar ettiklerinden eminim.                                                        

Ne yazık ki, aynı şeyi bazıları için söylemek mümkün olmamaktadır.Devletin başında olanlar; ülkelerini temsil ederler. Bu nedenle şahsi fikirleri, zaafları, dini, felsefi, politik inançları ne olursa olsun, duygusallıktan uzak kendi ülke menfaatlerini, halde ve gelecekte ön planda tutmakla sorumludurlar.                                                                                         

Bu sorumlulukları kanunları bir tarafa bırakalım, öncelikle ahlaki görevleridir.Devlet adamları ülke menfaatini günlük çıkarlara göre değil, ülkenin geleceğini düşünerek davranmak zorundadırlar. Bu aynı zamanda onların namus ve şereflerine bırakılmış vazgeçemeyecekleri bir alandır.   Özellikle devletin başında olan bir şahsın milli tarih şuuruna mutlak olarak sahip olması şarttır. Bundan yosun olanlar rüzgârda savrulan çöpler gibi bir sağa, bir sola savrulur durur. Ancak günü kurtarmış olur, düşmanın ekmeğine yağ değil, kaymak ve bal sürmüş olurlar.  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine kaderin bir cilvesi olarak Cumhurbaşkanı olan Mustafa AKINCI için milli tarih şuurundan bahsetmek mümkün gözükmemektedir.AKINCI, Ortadoğu Teknik Üniversitesinde aşırı solun hâkim olduğu dönemde öğrenimden çok, eğitim görmüş olan 68 kuşağından bir kimse olup, halen 1968 de bırakılan kırsal alanda gezinmektedir. Böyle durumlar beni hiç şaşırtmamaktadır. Zira Türk Milletini tanıma konusunda birçok bilimsel araştırma ve kanaatler ortaya konulmuştur. Ancak üzerinde en az durulan hususta haininin ne kadar çok olduğudur.                                                                                                                         

Ehli vicdan sahibi ve uzun zaman dışişlerinde görev yapmış bulunan Rahmetli Kamran İNAN “Haini en çok olan ülke Türkiye” diye bir tespit yapmıştı.                                                                                  

Sayın Kemal ÖZTÜRK ihanetin edenlerini şöyle sıralamaktadır.                                                         

1. Milli şuuru olmayanlar ihanet eder,

2. Güce tapanlar ihanet eder,

3. Vatansız ideolojiler ihanet ettirir,

4. Kişisel menfaatini düşünenler ihanet eder,

5. Kibir, nefret ve kin ihanet ettirir. Demektedir.                                                                                                                           Kırk yılı aşkın bir süreden beri siyasetin içinde olan ve Kıbrıs gerçeğini herkesten daha iyi bilmesi gereken kişilerin başında Mustafa AKINCI gelmektedir.  Öyle ki; Rumların adayı Enosis’e götürme yolunda Kıbrıs Türk’ünün başına 1963 yılından beri neler getirdiğini ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti’nin hangi şartlar altında kurulduğunu çok iyi bilmektedir.Cumhurbaşkanı olduğu devlet bütçesinin %36'sını Türkiye'nin ekonomik yardımları olduğunu, (Anadolu Türkleri kendi refahlarından kısarak) aldığı maaşın da Türkiye’den karşılandığını, görmezden gelmektedir.                                                                                                                                    

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne hayat veren su ihtiyacı 2015 yılından beri Türkiye tarafından karşılandığı unutulmamalıdır.  Mustafa Akıncı, İngiliz The Guardian'a verdiği mülakatta kısaca  ”Kıbrıs’ta federal çözüme varılması gerektiğini, federal çözüm üretilmezse bölünmüşlüğün kalıcı hale geleceğini” ileri sürmekle başında bulunduğu bağımsız devleti inkâra yönelerek, devlet başkanlığına, Rum Valisi olmayı yeğlemiştir. Tarih onu Türk’ten fazla, Yunan yanlısı bir siyasetçi olarak daima anacaktır.           

 

  

     

*Yazarımıza görüş ve önerilerinizi avozkurt@ttmail.com e-posta adresi aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Bookmark and Share Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder Yazdır  

 

 
B&G Copyright © 2020 Tüm hakları saklıdır ve tüm içeriğine ait lisans ve telif hakları T.C yasalarınca korunmaktadır. İzinsiz kopylanması veya yayınlanması yasaktır.Web sitemizde yer alan her türlü yazı, makale şiir vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Sakarya Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.